700 yıllık Mesnevî yazmaları İstanbul’da sergiyle buluştu
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Mevlânâ’nın vefatının 752’nci yılı kapsamında hazırlanan “Mana ve Nakış: Müzehhep Mesneviler Sergisi”ni İstanbul Rami Kütüphanesi’nde ziyarete açtı. Açılışa katılan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, farklı dönem ve coğrafyalardan seçilmiş 70 cilt Mesnevî nüshasının ilk kez bir arada görülebileceğini belirterek, serginin dünyada bir ilk olduğunu ifade etti.
📌 Bu haberde ne var |
• 14–19. yüzyıllara ait 70 Mesnevî nüshasının yer aldığı serginin kapsamı, yazma eserlerin kültürel değeri, TÜYEK’in çalışmaları, uluslararası sempozyum hazırlıkları, restorasyon faaliyetleri ve yazma eserlerin dijital erişimi anlatılıyor.
Bu haber şu sorulara yanıt veriyor:
- “Müzehhep Mesneviler Sergisi” neden dünyada bir ilk olarak tanımlanıyor?
- Türkiye Yazma Eserler Kurumu yazma eserleri hangi yöntemlerle koruyor ve erişime açıyor?
- Yazma eserlerin restorasyonu ve dijitalleştirilmesi konusunda hangi çalışmalar yürütülüyor?
Müzehhep Mesneviler Sergisi Önemi
Mesnevî, yalnızca edebî bir eser değil; İslam medeniyetinin ilim, hikmet ve estetik üretiminde yüzyıllar boyunca yankılanan bir eser olarak biliniyor. Bu nedenle farklı dönemlerde, çeşitli coğrafyalarda özenle çoğaltılan ve tezhip, cilt, hat gibi sanat dallarının incelikleriyle bezenen Mesnevî nüshaları, hem manevi hem de kültürel miras niteliği taşıyor.
Rami Kütüphanesi’nde açılan sergi, bu mirasın “bir koleksiyon çerçevesinde ilk kez bir araya getirilmiş en kapsamlı örneği” olarak öne çıkıyor. 14. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar uzanan yazmaların bir arada sunulması, hem yazma eser sanatının dönüşümünü hem de Mesnevî’nin yüzyıllar boyunca muhafaza edilen etkisini izleme fırsatı sağlıyor.
Bakan Ersoy’un açıklamalarında sıkça vurgulanan nokta, serginin yalnızca geçmişi yansıtan bir etkinlik olmadığı; aynı zamanda Anadolu’daki, İran’daki ve Orta Asya’daki kültürel üretim çizgisinin ortak hafızasını görünür kılan bir çalışma niteliği taşımasıdır. Bu yönüyle sergi, Türkiye’nin yazma eser alanındaki liderliğinin de altını çiziyor.
Müzehhep Mesneviler Sergisi Detayları
Sergide, Konya, İstanbul, Şiraz, Semerkand gibi İslam coğrafyasının önemli merkezlerinde hazırlanmış 70 cilt Mesnevî nüshası yer alıyor. Yazmaların her biri, dönemin müstensih, hattat, müzehhip ve mücellitlerinin ustalığını yansıtan özellikler taşıyor. Cilt kapaklarındaki motifler, altın tezhipler, hat çeşitleri ve dönemsel sanat stilleri, ziyaretçilere geniş bir estetik çerçeve sunuyor.
Bakan Ersoy, açılış konuşmasında sergideki eserlerin “yüzyıllar boyunca korunmuş bir kültürel mirasın canlı temsilleri” olduğunu belirterek, bu kadar kapsamlı bir seçkinin ilk kez bir arada görülebildiğini ifade etti.
Serginin katalog kitabı Türkçe, İngilizce ve Farsça olmak üzere üç dilde hazırlanarak uluslararası erişim hedeflendi. Bu yayın, yazmaların bilimsel incelemesini destekleyen önemli bir kaynak olma niteliği taşıyor.
Türkiye Yazma Eserler Kurumu’nun yazma eserleri tek çatı altında toplama çabası kapsamında, 2025 yılı sonuna kadar müzelerden, üniversitelerden ve belediyelerden yaklaşık 25 bin eserin devralınacağı açıklandı.
TÜYEK’in 760 bini aşan yazma ve nadir matbu eser koleksiyonu, dünyada bu alandaki en büyük kurumsal hafızalardan biri olarak tanımlanıyor. Şu ana kadar 464 binden fazla eserin dijital kopyası erişime açılmış durumda.
Kurumun kültür faaliyetleri kapsamında, 2025 yılı içinde Türkiye’nin farklı şehirlerinde 200’e yakın etkinlik düzenlenirken, “Mana ve Nakış: Müzehhep Mesneviler Sergisi” yılın 41. sergisi oldu.
Restorasyon tarafında, Rami Kütüphanesi bünyesindeki kitap şifahanesinin dünyanın en büyük yazma eser restorasyon laboratuvarı olduğu vurgulandı. Burada bugüne kadar 4 bin 446 eser restore edildi; düşük sıcaklık uygulamaları, temizlik, durum tespiti ve bilimsel analiz gibi işlemler titizlikle yürütüldü.
10 Aralık’ta Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenecek “I. Uluslararası Yazma Eser Sempozyumu”nda ise yazma eserlerin korunması, dijitalleştirilmesi ve yapay zekâ teknolojilerinin kullanımı gibi konular uluslararası uzmanlarla tartışılacak.
Müzehhep Mesneviler Sergisi’ne dair açıklamalar
“Bu kadar özel ve çok sayıda Mesnevî nüshasının yer aldığı bir sergi şimdiye kadar gerçekleştirilmemiştir.” | Mehmet Nuri Ersoy, Kültür ve Turizm Bakanı
“14. yüzyıldan 19. yüzyıla uzanan nadide yazmalarla Mesnevî’yi ve İslam kitap sanatlarının 700 yıllık tarihini bir arada sunuyoruz.” | Mehmet Nuri Ersoy, Kültür ve Turizm Bakanı
“TÜYEK, 760 bini aşkın eserle dünyanın en büyük yazma eser kurumudur.” | Mehmet Nuri Ersoy, Kültür ve Turizm Bakanı
“Kitap şifahanemiz dünyanın en büyük restorasyon laboratuvarıdır; bir eserin onarımı kimi zaman bir yıl sürebilmektedir.” | Mehmet Nuri Ersoy, Kültür ve Turizm Bakanı
“Yazma eserleri korumak yalnızca kültürel değil, tarihî bir sorumluluktur.” | Mehmet Nuri Ersoy, Kültür ve Turizm Bakanı
❓ Cevabı Olan Sorular
Sergide kaç adet Mesnevî nüshası bulunuyor?
Toplam 70 cilt Mesnevî nüshası farklı dönem ve coğrafyalardan seçilerek bir araya getirildi.
Bu sergi neden dünyada bir ilk?
Bu ölçekte ve çeşitlilikte Mesnevî yazmalarının aynı koleksiyon içinde ilk kez sergilenmesi nedeniyle dünyada eşi bulunmayan bir etkinlik olarak tanımlanıyor.
Yazma eserlerin dijital erişimi nasıl sağlanıyor?
TÜYEK’in dijital portalı üzerinden 464 binden fazla eser erişime açılmış durumda.
Restorasyon laboratuvarının özelliği nedir?
Dünyanın en büyük yazma eser restorasyon laboratuvarı olduğu belirtilen merkezde binlerce eser bilimsel yöntemlerle restore ediliyor.
Uluslararası sempozyumda hangi konular ele alınacak?
Koruma, restorasyon, kataloglama, dijitalleştirme, yapay zekâ kullanımı ve uluslararası erişim gibi teknik başlıklar tartışılacak.
🤔 Merak Edilen Diğer Sorular
- Mesnevî yazmalarının gelecekte kalıcı bir müzede sergilenmesi planlanıyor mu?
- Dijitalleştirilen yeni koleksiyonlar hangi tarihlerde erişime açılacak?
- Yazma eserlerin restorasyon süresi ortalama ne kadar sürüyor?
- Üniversitelerin koleksiyon devri hangi takvimle ilerleyecek?
- Sempozyum çıktıları yazma eser politikalarına nasıl yansıyacak?
📝 Editörden
Rami Kütüphanesi’nin geniş ve aydınlık salonlarında gezerken, bir araya getirilen yazmaların yalnızca estetik bir sergi değil, aynı zamanda yedi yüzyılı aşan bir düşünce yolculuğunun izleri olduğunu görmek mümkün. Kimi nüshalarda altın yaldızın ışıltısı, kimilerinde hattatın sabrı ve müzehhibin inceliği ön plana çıkıyor.
Bakan Ersoy’un konuşmasındaki vurgular, yazma eserlerin korunmasının yalnızca bir kültür politikası değil, tarihle kurulan bir bağ olduğunu hatırlatıyor. Dijitalleştirme, restorasyon ve uluslararası işbirliği çalışmaları, bu mirasın geleceğe taşınmasında kritik bir rol üstleniyor.
Sergiyi gezen ziyaretçilerin meraklı bakışları, geleneksel sanatların bugünün dünyasında hâlâ nasıl güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyordu.
