İstanbul deprem tartışması, Üşümezsoy’un son tezleri
İstanbul’da olası Marmara depremine dair tartışmalar, 8 Eylül 2025’te deprem bilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’un “Adalar fayının aktif olmadığı, asıl riskin Silivri–Kumburgaz çukurlarındaki segmentte sınırlı büyüklüklerle ortaya çıkacağı” yönündeki açıklamalarıyla yeniden alevlendi; uzmanlar arası görüş ayrılığı kamuoyunda “gerçek risk nedir?” sorusunu büyütüyor.
📌 Bu haberde ne var |
Adalar fayı, Silivri–Kumburgaz çukuru, kilitli fay–segmentli kırılma tartışması; Üşümezsoy–Görür–Şengör modellerinin farkları; kentsel dirençlilik, heyelan riski, resmî kurum uyarıları. Peki bu tartışma sizin gündelik hayatınızı nasıl etkiler, hangi hazırlıklar gerçekten işe yarar?
Bu haber şu sorulara yanıt veriyor:
- İstanbul’da asıl deprem riski nerede yoğunlaşıyor?
- Adalar fayı gerçekten “ölü bir fay” mı?
- “Parça parça kırılma” ile “tek parçada büyük kırılma” ne anlama geliyor?
- 6.2’lik Silivri depremi riski azalttı mı, artırdı mı?
- Bireysel ve kentsel ölçekte bugün ne yapmalıyız?
İstanbul deprem tartışmasının önemi
İstanbul deprem tartışmasının önemi, riskin coğrafi odağının ve beklenen büyüklüğün farklı bilimsel modellere göre ciddi biçimde değişmesinden kaynaklanıyor. Üşümezsoy, Adalar fayının etkin olmadığını, asıl tehlikenin Silivri–Kumburgaz çukurlarındaki 35–40 km’lik segmentte ve M6.2–6.5 bandında sınırlı kalacağını savunuyor. Buna karşılık Naci Görür ve Celal Şengör, kilitli kuzey kolun birlikte kırılmasıyla M7+ senaryolarını olası görüyor. Bu ayrışma, tahliye planlarından güçlendirme önceliklerine kadar tüm kentsel dirençlilik stratejilerini etkiliyor.
İstanbul deprem tartışmasının detayları
Üşümezsoy’a göre Adalar fayı “10 milyon yıldır aktif olmayan, gerilip çöken bir yapı” ve büyük bir deprem üretme potansiyeli taşımıyor. O, enerjinin Silivri–Kumburgaz hattında toplandığını, söz konusu segmentin 10–20 km derinlikte olduğunu ve M6.2–M6.5 üst sınırına işaret ediyor. 6.2’lik Silivri depreminin bu parçanın enerjisinin önemli kısmını boşaltmış olabileceğini de ekliyor. “Piyano tuşları gibi” segment segment kırılma vurgusu, aynı anda uzun bir fayın kopacağı “tek parça kırılma” modellerine itiraz niteliğinde.
Diğer tarafta Naci Görür, Marmara’nın kuzey kolunun 1766’dan beri kilitli olduğunu; Adalar, Kumburgaz ve Tekirdağ segmentlerinin birlikte kırılmasının M7.2–M7.5 üretebileceğini savunuyor. Celal Şengör de 130 km’lik bir parçanın tek seferde kırılabileceğini ve M7+ olasılığını dile getiriyor. Bu iki yaklaşımda Adalar fayı aktif/tehlikeli kabul ediliyor; 2019–2025 arası orta büyüklükteki sarsıntılar ana kilitli bölümün hâlâ risk taşıdığı şeklinde yorumlanıyor.
Peki bu sizi nasıl etkiler? Beklenen büyüklük değişse de yapı stoku kalitesi, zemin koşulları, acil durum kapasitesi gibi unsurlar kayıpları belirleyen asıl değişkenler. Üşümezsoy bile Beylikdüzü–Avcılar sırtları gibi heyelan hassasiyeti yüksek alanlarda M6.5’in dahi ikincil riskleri tetikleyebileceğini hatırlatıyor. Bu nedenle zemin etüdü, güçlendirme ve tatbikat üçlüsü, tüm senaryolarda kritik.
Hangi senaryo neden gündemde?
- Segmentli kırılma (Üşümezsoy): Fay parçaları sırayla kırılır; büyüklük sınırlı, etki daha lokal olabilir.
- Kilitli ana kol (Görür–Şengör): Uzun bir parça tek seferde kırılır; geniş alan etkilenir ve büyüklük daha yüksek olur.
Resmî kurumların rolü
Modelden bağımsız olarak AFAD ve Kandilli verilerinin izlenmesi, toplanma alanları ve iletişim planlarının güncel tutulması isteniyor. Üşümezsoy da vatandaşları resmî uyarıları takip etmeye çağırıyor.
İstanbul depremine dair açıklamalar
“Adalar fayı ölü bir fay.” | Şener Üşümezsoy, Deprem Bilimci
“Türkiye’de deprem korkusu olmadan en rahat uyuyabileceğim şehir İstanbul.” | Şener Üşümezsoy, Deprem Bilimci
“Marmara’daki faylar piyano tuşları gibi segment segment kırılıyor.” | Şener Üşümezsoy, Deprem Bilimci
“Kuzey kol kilitli; Adalar ve Kumburgaz birlikte M7+ üretebilir.” | Naci Görür, Yer Bilimci
“130 km’lik bir parça tek seferde kırılabilir; M7+ olası.” | Celal Şengör, Yer Bilimci
❓ Cevabı olan sorular
Adalar fayı gerçekten tehlikesiz mi?
Üşümezsoy “ölü” diyor; Görür–Şengör ise aktif ve kilitli olduğunu savunuyor. Bilimsel uzlaşı yok; hazırlık her iki senaryoda da zorunlu.
Silivri–Kumburgaz çukuru neden gündemde?
Üşümezsoy’a göre güncel gerilimin odaklandığı segment burada ve üst sınır M6.2–M6.5. Karşıt görüşler bu sınırı daha yüksek görüyor.
2019 ve sonrası orta büyüklükteki depremler riski bitirdi mi?
Hayır. Bir modele göre yerel enerjiyi boşaltmış olabilir; diğer modele göre ana kilitli kısım duruyor.
Beni en çok ne etkiler: büyüklük mü, bina mı?
Kayıpları belirleyen başlıca unsur yapı dayanımı–zemin. Güçlendirme, doğru zemin seçimi ve acil planlar her senaryoda fark yaratır.
Heyelan riski hangi ilçelerde öne çıkıyor?
Üşümezsoy, Beylikdüzü–Avcılar sırtları gibi zayıf zeminlerde M6.5’in bile heyelan tetikleyebileceğini söylüyor.
🤔 Merak edilen diğer sorular
• “Benim oturduğum binanın riskini kısa yoldan nasıl öğrenebilirim?”
• “İlçeme özel mikro-bölgeleme haritalarını nereden görebilirim?”
• “Ailemle 3 adımlı acil durum planını nasıl kurarım?”
• “Toplanma alanına alternatif güvenli buluşma noktası seçerken nelere bakmalıyım?”
• “Asansör, doğal gaz, elektrik için dakikalık kapatma kontrol listesi nasıl hazırlanır?”
İstanbul depremine dair editörün düşüncesi
Bu tartışmanın en değerli tarafı, hazırlığın siyasetini değil, pratiğini konuşmamıza vesile olması. Farklı modellerin işaret ettiği ortak gerçek şu: yapı stokunun güçlendirilmesi, zemin bilgisinin ciddiye alınması ve düzenli tatbikat hayat kurtarır. Söylenenler değişebilir; sağlam bina ve iyi plan değişmez.
Öte yandan toplumsal psikoloji de bu denklemin parçası. İnsanları paniğe sevk etmeden, açık ve tutarlı bilgi akışı sağlamak şart. Üşümezsoy’un “rahatlatıcı” dili ile karşıt görüşlerin “uyarıcı” tonu, risk iletişiminde denge ihtiyacını gösteriyor: ne felaket tellallığı, ne pembe masal.
Eleştirel soruyu yineleyelim: Kaynağı farklı tahminler arasında gidip gelirken, hazırlık hızımız neden sabit kalıyor? Bilimsel belirsizlik, eylemsizliğe mazeret olamaz. Belediyeler, meslek odaları ve haneler, “hangi model haklı çıkarsa çıksın” ilkesine göre aynı anda harekete geçmek zorunda.
