EğitimİşManşet

Türkiye’de Üniversite Mezunu Genç İşsizliği Krizi: Yapısal Analiz, Borç Yükü ve İnsan Sermayesi Atrofi Sendromu

15 Ekim 2025 tarihi itibarıyla Türkiye, yükseköğretim mezunu genç nüfusun istihdamı konusunda kritik bir yapısal krizle karşı karşıyadır. Bu rapor, genç işsizliği sorununun basit bir ekonomik durgunluk meselesi olmanın ötesinde, ülkenin en değerli varlığı olan nitelikli insan sermayesinin (Human Capital) ekonomik potansiyelden kalıcı olarak koptuğu bir “Atrofi Sendromu” haline geldiğini ortaya koymaktadır. Resmi işsizlik verileri dahi alarm verici düzeyde seyrederken, gizli işsizlik, borç yükü ve nitelikli beyin göçü gibi ikincil sonuçlar, bu krizin ulusal rekabet gücü üzerindeki yıkıcı etkisini derinleştirmektedir.

HaberDestek Özel Haber

Temel bulgular, sorunun boyutunu uluslararası düzeyde kıyaslamalı olarak ortaya koymaktadır: Türkiye, yeni mezun istihdamında incelenen 33 Avrupa ülkesi arasında en son sırada yer alarak, eğitim sistemi ile işgücü piyasası arasındaki uyumsuzluğun kronikleştiğini göstermektedir. Genişletilmiş genç işsizlik oranı %31.8’e ulaşırken, işsiz kalan gençlerin yaklaşık yarısını üniversite mezunları oluşturmaktadır.

Bu yapısal çıkmazın çözümü için derhal üç ana eksende eyleme geçilmesi zaruridir:

  1. Eğitim-İşgücü Piyasası Uyumsuzluğunun Giderilmesi (Mismatch): Üniversite müfredatlarının pratik becerilere odaklanması ve İŞKUR entegrasyonunun güçlendirilmesi.
  2. Gençlerin Aşırı Borç Yükünün Hafifletilmesi (KYK Krizi): Milyonlarca mezunu etkileyen Kredi Yurtlar Kurumu (KYK) borçlarının adil bir şekilde yapılandırılması ve icra takiplerine son verilmesi.
  3. Nitelikli Beyin Göçünün Durdurulması ve Tersine Çevrilmesi: Stratejik STEM alanlarında (Moleküler Biyoloji, Mühendislik) gençleri yurtiçinde tutacak yüksek katma değerli girişimcilik ekosistemlerinin kurulması.

II. Giriş: Türkiye’nin İnsan Sermayesi Atrofi Sendromu

A. Makalenin Amacı ve Kapsamı

Bu kapsamlı makale, 15.10.2025 tarihi itibarıyla Türkiye ekonomisinin uzun vadeli istikrarını tehdit eden üniversite mezunu genç işsizliği sorununu, makroekonomik, yapısal ve sosyal politika perspektiflerinden incelemektedir. Analiz, sadece geleneksel 15-24 yaş aralığı genç işsizliği rakamlarını değil, aynı zamanda yükseköğretim diplomasına sahip olmasına rağmen iş bulamayan, mesleğinde çalışmayı reddeden veya iş bulma ümidini kaybederek pasifize olan nitelikli genç nüfusa odaklanmaktadır.

B. Nitelikli İşsizliğin Makroekonomik Önemi

Nitelikli işsizlik, basit bir işgücü piyasası dengesizliği olarak ele alınamaz. Aksine, ulusal rekabet gücünü, üretkenliği ve teknolojik gelişimi doğrudan felce uğratan bir ekonomik ataleti ifade eder. Yükseköğretime yapılan ciddi kamu ve hanehalkı yatırımlarının karşılığının alınamaması, potansiyel büyüme oranını düşürmekte ve ülkenin kalkınma hedeflerine ulaşmasını engellemektedir. Gençlerin işsiz kalması, sadece bugünün değil, geleceğin vergi gelirlerini, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğini ve inovasyon kapasitesini de tüketmektedir. Özellikle yüksek eğitimli nüfusta yaşanan bu atalet, bir nevi “İnsan Sermayesi Atrofi Sendromu” olarak tanımlanmayı hak etmektedir.

III. Genç İşsizlik Verilerinin Derinlemesine Analizi (15.10.2025)

A. Resmi Veriler ve Gizli İşsizlik Arasındaki Uçurum

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta resmi işsizlik oranı %20.8 seviyesindedir. Ancak bu rakam, piyasadaki gerçek ataleti yansıtmaktan uzaktır. İşgücü piyasasından tamamen kopmuş ancak potansiyel olarak çalışabilecek durumdaki kişilerin analize dahil edilmesi gerekmektedir.

Gizli işsizlik olarak da adlandırılan genişletilmiş işsizlik kavramı altında, iş bulma ümidini yitirenler ve başvurdukları işyerlerinden yanıt bekleyenler de genç işsizlik hesaplamasına dahil edildiğinde, oran çarpıcı bir şekilde %31.8 düzeyine yükselmektedir. Bu, genç nüfusun üçte birinin ekonomik potansiyelden tamamen koptuğunu veya pasifize olduğunu göstermektedir. Resmi veriler ile genişletilmiş oran arasındaki yaklaşık 11 puanlık fark, işgücü piyasasının sunduğu fırsatlara olan güvenin azaldığını ve gençlerin atalete sürüklendiğini, bunun da kronikleşme eğiliminde olduğunu işaret etmektedir.

B. Üniversite Mezunlarının İşgücü Piyasasındaki Kırılganlığı

Eğitim seviyesinin yükselmesi, iş bulma garantisi olmaktan çıkmış, aksine arz fazlasının nitelikli işgücü segmentinde yoğunlaştığını kanıtlamıştır. DİSK-AR tarafından açıklanan veriler, yeni işsizlerin yaklaşık yarısının üniversite mezunu olduğunu göstermektedir. Bu durum, yükseköğretim kurumlarının ürettiği mezun sayısının, ekonominin yaratabildiği nitelikli pozisyon sayısının çok üzerine çıktığını göstermektedir.

Cinsiyet bazlı analizde ise kırılganlık daha da derinleşmektedir. Genç kadınlarda işsizlik oranı %32 gibi son derece yüksek seviyelere ulaşmaktadır. Bu durum, ülkenin yükseköğretimdeki cinsiyet eşitliği başarısını iş piyasasına taşıyamadığını, toplumsal cinsiyet rolleri ve işyeri esnekliği eksikliğinin nitelikli kadın işgücünü daha fazla dışladığını göstermektedir. İşgücü piyasasından dışlanan yüksek eğitimli kadınların yüksek oranı, GSYH üzerindeki kaybı ve potansiyel ataleti ciddi şekilde artırmaktadır.

C. Uluslararası Kıyaslama: Türkiye’nin Kritik Konumu

Türkiye’deki nitelikli genç işsizliği krizinin sadece genel ekonomik koşullardan kaynaklanmadığı, yapısal bir başarısızlık olduğu uluslararası kıyaslama ile netleşmektedir. Türkiye, yeni mezun istihdamı konusunda analiz edilen 33 Avrupa ülkesi arasında en son sırada yer almaktadır. Bu kritik konum, sorunun sadece iş yaratma hızında değil, aynı zamanda üniversite müfredatlarının uluslararası standartlara ve küresel piyasa taleplerine ne kadar uzak kaldığına dair derin bir yapısal kopukluğu işaret etmektedir. Mezunların beceri setleri, ne yurtiçi ne de uluslararası piyasalarda yeterli rekabet gücüne sahiptir.

Bu durumun ciddiyetini özetlemek adına, Türkiye’nin genç işgücü piyasasındaki temel göstergeleri aşağıdaki tabloda sunulmuştur:

Türkiye Genç İşgücü Piyasası ve Uluslararası Kıyaslama Özeti (2025)

GöstergeDeğer (%)Kıyaslama/Yorum
Genç Nüfusta İşsizlik (15-24 Yaş)20.8Resmi istatistik
Genişletilmiş Genç İşsizlik (Gizli İşsizlik Dahil)31.8İş bulma ümidini yitirenleri kapsar
Yeni İşsizler İçinde Üniversite Mezunu PayıYaklaşık 50Eğitim seviyesine rağmen işsizlik riski
Avrupa Yeni Mezun İstihdam SıralamasıSonuncu (33 Ülke Arasında)Eğitim sistemi ile pazar uyumunun kopukluğu

IV. İşsizliği Tetikleyen Yapısal ve Kültürel Etkenler

Yükseköğretim mezunu gençlerin işsiz kalmasının ardında yatan nedenler çok katmanlıdır ve yalnızca ekonomik döngülerle açıklanamaz. Sistemin, kültürün ve ülkenin şartlarının birleşimi bu sonuçları doğurmaktadır.

A. Eğitim ve Pazar Uyumu Uyumsuzluğu (Mismatch)

Genç işsizliğinin temel yapısal nedenlerinden biri, eğitim ile mesleki ilgi ve piyasa talebi arasındaki uyumsuzluktur. Bir gencin, ilgi alanı pazarlama ve satış olmasına rağmen, ailesel baskılar veya toplumsal beklentiler nedeniyle makine mühendisliği gibi bir alanda eğitim alması, mezuniyet sonrası iş bulmasını zorlaştıran bir etken olarak kişinin karşısına çıkabiliyor. Bu durum, üniversite kontenjanlarının plansız olmasının yanı sıra, gençlerin kariyer tercihlerinde bilimsel verilerden ziyade ‘popüler’ veya ‘garantili’ olduğu düşünülen mesleklere yönlendirilmesi kültürünün bir sonucudur. Bu yanlış yönlendirme, mezuniyet sonrası düşük iş tatmini ve yüksek işgücü devir hızını beraberinde getirmektedir.

İşverenler, genç personel seçiminde yalnızca teorik bilgiye değil, pratik becerilere de büyük önem vermektedir. Üniversitelerin genellikle teorik bilgi ağırlıklı müfredatları, piyasanın talep ettiği uygulamalı yetkinlikleri, problem çözme yeteneklerini ve iletişim becerilerini yeterince sağlayamamaktadır. Bu beceri seti kopukluğu, nitelikli mezunların dahi işe alım süreçlerinde yetersiz kalmasına neden olmaktadır.

B. Gizli İşsizlik ve İş Şartlarından Kaçınma

İşsizlik oranlarını tetikleyen önemli bir faktör, çalışma hayatının kalitesindeki düşüştür. Bazı üniversite mezunları için iş imkanları mevcut olsa dahi, mesleğin çalışma şartlarının (düşük ücret, güvencesizlik, uzun çalışma saatleri) beklentilerine uymaması nedeniyle o alanda çalışmak istememektedirler. Bu durum, literatürde gizli işsizlik olarak tanımlanmaktadır ve bir nevi ‘gönüllü istihdamsızlık’ hali yaratmaktadır.

Eğer yüksek eğitimli bir işgücü, mesleğini icra etmeyi aktif olarak “reddediyorsa,” bu durum piyasanın iş kalitesinde ciddi yapısal sorunlar olduğunu kanıtlar. DİSK-AR verileri, işsizliğin temel nedenlerinden birinin güvencesiz ve geçici işçilik olduğunu göstermektedir. İş piyasasının mezunlara sunduğu işlerin nitelik ve ücret düzeyi, gençlerin eğitim maliyeti ve beklentileriyle örtüşmemektedir.

C. Makro Yapısal Düzenlemelerin Etkisi

İşgücü piyasası düzenlemeleri ve kayıt dışılıkla mücadele politikaları da genç istihdamını olumsuz etkilemektedir. Kayıt dışı istihdamla mücadeledeki yetersizlikler, yasal yollarla işe alımın maliyetini artırmaktadır. İşgücü piyasasında kayıt dışılıkla mücadele edilmesi için, kazançlar üzerindeki genel çalışma vergilerinin sınırlanmasıyla düşük gelirli çalışanların kayıt altına alınma maliyetinin düşürülmesi gerekmektedir.

Ayrıca, istihdamı koruma mevzuatının yeterince esnek olmaması ve asgari ücretin, işverenleri istihdamı kayıt altına almaktan caydıracak düzeyde belirlenmesi, gençlerin kayıtsız, güvencesiz ve geçici işlere yönelmesine neden olmaktadır. Bu yapısal katılığın maliyeti, en çok işgücü piyasasına yeni giren üniversite mezunları tarafından ödenmektedir.

V. İşsizliğin Kritik İkincil Sonuçları: Borç Krizleri ve Beyin Göçü

Genç işsizliğinin toplumsal ve ekonomik maliyeti, yalnızca kayıp GSYH ile sınırlı değildir; aynı zamanda gençlerin hayata atılırken devlete olan borç yükü ile başlamaları ve ülkenin geleceğini inşa edecek nitelikli insan kaynağının yurtdışına göç etmesi şeklinde somutlaşmaktadır.

A. Üniversite Mezunlarının Borç Yükü: KYK Kredisi Krizi

Üniversite mezunları, işsizlik nedeniyle devasa bir borç krizi ile mücadele etmektedir. Yaklaşık 6 milyon üniversite mezunu, Kredi Yurtlar Kurumundan (KYK) aldıkları kredileri ödeyememektedir. İşsizlik ve yüksek enflasyon nedeniyle artan bu borçlar, gençlerin finansal bağımsızlıklarını daha kariyerlerinin başında ipotek altına almaktadır.

Bu durumun en trajik sonucu, 300 binden fazla yeni mezunun icra takibine girmiş olmasıdır. Gençlerin mesleğinde istihdam edilemediği, iş bulma ümidini kaybettiği bir ortamda, bu borç yükünün giderek büyümesi, bireylerin ekonomik aktiviteye katılma motivasyonunu tamamen yok etmektedir. Borçların hesaplanma şekli de adaletsizliği artırmaktadır: borçlara, genellikle enflasyonu daha yüksek gösteren Üretici Fiyatları Endeksinin (ÜFE) uygulanması, mezunların yükünü haksız yere artırmıştır. Yükseköğretimin maliyetinin, işgücü piyasasının başarısızlığıyla birleşmesi, devletin nitelikli gençliğini sisteme borçlu ve kırgın bir şekilde başlatmasına neden olmaktadır.

B. Nitelikli İşgücü Kaybı: Beyin Göçü Analizi

İşsizlik, ekonomik sıkıntılar, yoksulluk ve zorlu yaşam koşulları, diplomalı gençlerin yurtdışına göçünü hızlandırmaktadır. Beyin göçü oranı 2015’te %1.6 iken, 2023’te %2’ye yükselmiştir. Bu oran artışı, Yükseköğretim Kurumu’nun (YÖK) yıllık yaklaşık 1 milyon lisans mezunu verisine dayanarak, yılda en az 20 bin mezunun ABD, Kanada ve Avrupa’da gelecek aradığı anlamına gelmektedir.

Bu göçün stratejik kaybı, göçün hangi sektörlerde yoğunlaştığı incelendiğinde netleşmektedir. Göç, Türkiye’nin dijital dönüşüm ve yerli teknoloji geliştirme hedefleri için kritik olan STEM (Fen, Teknoloji, Mühendislik) alanlarında yoğunlaşmaktadır:

  • Moleküler Biyoloji ve Genetik (MBG): Yılda verilen yaklaşık 7 bin mezunun %17.9’u yurtdışına gitmektedir. Bu, en yüksek orana sahip stratejik alandır.
  • Bilişim ve İletişim Teknolojileri: %6.8.
  • Mühendislik, İmalat ve İnşaat: %4.4.
  • Özel Alanlar: Bilgisayar mühendislerinin %8.4’ü, Elektronik mühendislerinin %9.1’i yurtdışında umut aramaktadır.

Ülke, bu nitelikli gençleri yetiştirme maliyetine katlanmakta, ancak bu insan sermayesinin ekonomik getirisi yabancı ülkelere kaymaktadır. Bu, geleceğin AR-GE kapasitesinin ve teknolojik bağımsızlığının doğrudan tehlike altında olduğunu göstermektedir.

C. Göç Motivasyonları: Ekonomik Çaresizlik ve Özgürlük Arayışı

Gençlerin göç tercihlerini yönlendiren faktörler incelendiğinde, krizin sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve politik bir güven krizi olduğu anlaşılmaktadır. Alman Konrad Adenauer Vakfı’nın 2023 araştırmasına göre, 18-25 yaş arası gençlerin %63’ü imkânı olsa başka bir ülkede yaşamak istemektedir.

Göç nedenlerinin dağılımı, gençlerin sadece iş arayışında olmadığını ortaya koymaktadır:

  1. Yaşam koşullarını yükseltmek: %47.8.
  2. O ülkede daha fazla özgürlük olduğu için: %20.7.
  3. Türkiye’de kendini güvende hissetmediği için: %16.8.

Gençlerin, yurtdışına gitme nedenleri arasında iş bulma kolaylığının (%14.7) görece daha düşük bir paya sahip olması; yaşam koşulları, özgürlük ve güvenlik/istikrar arayışının (toplam %85.3) öne çıktığını göstermektedir. Bu, sorunun ekonomik zorunluluğun yanı sıra, umut ve gelecek perspektifi kaybıyla ilişkili yapısal bir kırılma olduğunu kanıtlamaktadır.

Yükseköğretim Mezunu Beyin Göçü Profil ve Motivasyon Analizi (2023 Verileri Üzerinden)

Eğitim AlanıTahmini Yıllık Göç Oranı (%)Sektörel Önemi
Moleküler Biyoloji ve Genetik17.9AR-GE ve Biyoteknoloji
Bilişim ve İletişim Teknolojileri6.8Dijital Ekonomi ve Yazılım
Bilgisayar Mühendisliği8.4Temel Dijital Altyapı
Gençlerin Göç Etme MotivasyonlarıOran (%)Kategorizasyon
Yaşam koşullarını yükseltmek47.8Ekonomik
Daha fazla özgürlük20.7Sosyal/Politik
Kendini güvende hissetmemek16.8Güven ve İstikrar

VI. Yapısal Çözüm Önerileri ve Politika Eylem Planı (2026-2030 Perspektifi)

Üniversite mezunu genç işsizliği krizi, çok boyutlu olduğu için çözüm önerileri de Arz (Eğitim), Talep (İstihdam Yaratma) ve Sosyal Güvence (Borç Yönetimi) eksenlerinde eş zamanlı olarak uygulanmalıdır.

A. Arz-Talep Uyumunun İyileştirilmesi ve Eğitim Reformu

Öneri 1: Uygulamalı Becerilere Odaklanma ve İŞKUR ile Entegrasyon

İşverenlerin genç personelde aradığı temel kriter, teorik bilgiden ziyade pratik beceridir. Bu uyumsuzluğu gidermek için eğitim sisteminde köklü bir revizyon gereklidir. İŞKUR’un halihazırda uyguladığı işgücü uyum programları, sadece kayıtlı işsizleri yetiştirmekle kalmamalı, aynı zamanda üniversite öğrencilerine yönelik zorunlu ve kredilendirilmiş uygulamalı eğitim modülleri haline getirilmelidir. Bu programlar, yerel işgücü piyasası araştırmalarına dayalı olarak tasarlanmalı ve mezunların piyasada aranan nitelikleri kazanmasını sağlamalıdır.

Öneri 2: Kariyer Yönlendirme Sisteminin Yeniden Yapılandırılması

Gençlerin, gerçek ilgi alanlarıyla (örneğin satış/pazarlama) seçtikleri alanlar (örneğin mühendislik) arasındaki uyumsuzluk, yükseköğretim öncesi başlayan plansız yönlendirmelerden kaynaklanmaktadır. Zararın neresinden dönülürse kardır ilkesiyle hareket edilerek, lise ve üniversite öncesi dönemde, öğrencinin yetenek, ilgi ve güncel piyasa projeksiyonlarına dayalı kapsamlı rehberlik hizmetleri zorunlu hale getirilmelidir. Ailelerin ve toplumun “prestijli meslekler” algısını kırmak ve gençlerin kendi potansiyellerine uygun alanlara yönlenmesini sağlamak, işsizlik sonrası ataleti engelleyecektir.

B. İstihdam Yaratma ve Girişimciliğin Güçlendirilmesi

Öneri 3: Bölgesel Girişimcilik Ekosistemlerinin Kurulması

Genç istihdamını artırmanın en kritik yollarından biri, yüksek katma değerli işler yaratacak girişimcilik ekosistemini bölgesel düzeyde güçlendirmektir. Ankara Kalkınma Ajansı örneğindeki gibi, yerel kalkınma ajansları bünyesinde ‘Girişim Destek Ofisleri’ veya ‘İnkübasyon Merkezleri’ yaygınlaştırılmalıdır. Bu merkezler, sadece fiziksel altyapı sağlamakla kalmamalı, aynı zamanda mentörlük ve danışmanlık gibi teknik destek hizmetlerini de sunmalıdır.

Girişimcilik ekosisteminin kültürel ve sosyolojik yapısının dikkate alınarak özgün modeller ortaya çıkarılması önemlidir. Bu kapsamda, genç girişimcilerin ihtiyaçlarına yönelik özel mentör havuzları oluşturulmalı ve uluslararası deneyimden yararlanılarak, başta teknoloji odaklı girişimcilik olmak üzere, yerel yol haritaları bilimsel durum analizleri neticesinde çizilmelidir.

Öneri 4: Teknoloji Ticarileştirme Odaklı Teşvikler

Beyin göçünün en yoğun olduğu alanlar olan Bilişim, Mühendislik ve Moleküler Biyoloji ve Genetik gibi stratejik alanlardaki mezunları yurtiçinde tutmak ulusal güvenlik meselesi haline gelmiştir. Bu alanlarda faaliyet gösteren genç girişimcilere ve KOBİ’lere yönelik, teknoloji ticarileştirmesini hızlandıracak spesifik AR-GE teşvikleri sağlanmalıdır. Girişimcilik merkezlerinde, teknoloji ticarileştirme eğitimleri düzenlenerek, gençlerin yurtdışına gitme motivasyonlarından biri olan ‘daha kolay iş bulma’ ve ‘yüksek yaşam koşulu’ arayışına karşılık verebilecek yüksek maaşlı ve nitelikli yerel işler yaratılmalıdır.

C. Sosyal Politika ve Borç Yönetimi Reformları

Öneri 5: KYK Borçlarının Yapılandırılması ve Enflasyon Endekslemesinin Düzeltilmesi

KYK borçları, 6 milyona yakın üniversite mezunu üzerinde ağır bir finansal baskı oluşturmaktadır. Bu borç krizinin çözümü, gençlerin sisteme olan güvenini yeniden tesis edecek ve ekonomik aktiviteye katılımlarını hızlandıracaktır.

İlk olarak, borçların hesaplanmasında Üretici Fiyatları Endeksi (ÜFE) uygulamasından derhal vazgeçilmeli, hakkaniyet ilkesi gereği, daha adil bir Tüketici Fiyatları Endeksi (TÜFE) veya sabit, düşük faiz oranına geçilmelidir. İkinci olarak, işsizlik süresi boyunca faiz işletilmemesi prensibi benimsenmelidir. İş bulamayan, işsizlik nedeniyle icra takibine girmiş (300 binden fazla) yeni mezunlar için ise ana paranın kısmen silinmesi veya uzun vadeli, faizsiz yapılandırma modelleri uygulanarak gençlerin borç batağından kurtulması sağlanmalıdır.

D. Makro Düzeyde İşgücü Piyasası Reformları

Öneri 6: Kayıt Dışı İstihdamla Etkin Mücadele

İstihdamı kayıt altına alma maliyetini düşürmek ve güvencesiz işçiliği engellemek amacıyla makro düzeyde vergi reformları gereklidir. Kazançlar üzerindeki genel çalışma vergilerinin sınırlanması, özellikle düşük gelirli çalışanların kayıt altına alınma maliyetini düşürerek resmi istihdamı teşvik edecektir. Ayrıca, çalışma ve sosyal güvenlik düzenlemelerine uyumu artırmak için denetim mekanizmaları ve etkili yargılama sistemleri güçlendirilmelidir.

Öneri 7: İşgücü Piyasası Esnekliğinin Dengelenmesi

İşverenlerin nitelikli gençleri istihdam etme konusunda caydırıcılığını azaltmak için piyasa koşullarına ilişkin düzenlemelerin çok katı olmaması gerekmektedir. İstihdamı koruma mevzuatının, temel çalışan haklarını güvence altına alırken, aynı zamanda piyasanın hızlı değişimlerine uyum sağlayacak esnekliğe sahip olması sağlanmalıdır. Bu, gençlerin geçici işçilikten güvenceli işlere geçişini kolaylaştıracak ve işverenlerin kayıtlı genç istihdamına yönelmesini teşvik edecektir.

VII. Sonuç ve Eylem Çağrısı

Türkiye’deki yükseköğretim mezunu genç işsizliği krizi, tek bir faktörle açıklanamayan, derin ve çok boyutlu bir yapısal uyumsuzluk krizidir. Gençlerin üçte birinin ekonomik potansiyelden uzaklaşması, %50’si üniversite mezunu olan yeni işsizler ordusu ve en nitelikli bilim insanlarının ülkeyi terk etmesi, bu krizin bir ‘İnsan Sermayesi Atrofi Sendromu’ haline geldiğini kanıtlamaktadır. Bu atalet hali, uluslararası kıyaslamada yeni mezun istihdamında sonuncu olma utancıyla perçinlenmektedir.

Krizi çözebilmek, sadece ekonomik büyümeye odaklanmakla değil, aynı zamanda gençlerin yurtdışına gitme motivasyonlarını (yaşam kalitesi, özgürlük, güvenlik) karşılayacak kalıcı sosyal ve yapısal reformlarla mümkündür. 2026-2030 döneminde ulusal kalkınma önceliği, nitelikli beyin göçünü tersine çevirecek teknoloji odaklı girişimcilik ekosistemlerine yatırım yapmaya, eğitimi piyasa taleplerine uyumlu hale getirmeye ve 6 milyon mezunun finansal geleceğini kurtaracak KYK borç krizini adil bir şekilde çözmeye odaklanmalıdır. Bu kararlı ve kapsamlı politika müdahaleleri eş zamanlı uygulanmadığı takdirde, Türkiye’nin uluslararası rekabet gücü ve genç nüfusun geleceği kalıcı olarak zedelenecektir.

Daha Fazla Göster

Haber Destek

Haber Destek, doğru ve sade bilgiyi okura ulaştırmayı amaçlayan tarafsız bir yazardır. Haberleri anlaşılır bir dille aktarır, ardından eklediği düşüncelerle gelişmeleri farklı açılardan değerlendirmeye imkân tanır.
Başa dön tuşu